Kadim ilçemizin çok ender sahip olduğu marka değerlerine sahip çıkmak herkesin ve hepimizin görevi olduğunu düşünüyorum.

Öyle ki, bilerek ve bilmeyerek hep dışarıya olan özlemlerimiz dilimizden ve sosyal medyamızdan düşmez oldu.  Efendim o ilçenin bunu var bu ilçenin bunu var. Neden bizlerde yok diye. Haklısınız bizlerde olmazsa bile bir değişiği ve bir başkaları var. Onlarla yetinmeyi bilmek gerek. Elbette bizim ilçemizde de olsa çok güzel olur, olmaz diyen yok ki.

Ama bunu rencide edecek şekilde dillendirmek bize bir yarar sağlamaz. Bunları ancak temenni olarak belirtmek daha uygun ve münasip olur.

Özellikle sosyal medyayı yaygın kullananlara bakıyorum hemen hemen her gün ilçe adına bir olumsuzlukları dile getiriyorlar. Bir bakın bakalım diğer ilçelerde böylesine bir karalama var mı? Ondan sonra bunları yapın. Yeter be…

Bunları yazarken yaşadığım bir anıyı sizlerle paylaşmak isterim. Adına festivaller düzenlediğimiz  “Vakfıkebir Ekmeği” festivalinin birinde hiç tanımadığım bir arkadaş, ortak arkadaşımızın bürosunda elinde bir tomar fotoğraf ile bunların ne olduğunu ve ilçemize yakmadığını üzerine basa basa, döne döne hesap sorarcasına arkadaşımıza anlatıp üzerinde duruyor. Sohbete sonradan dâhil olduğum için biraz bekleyerek sohbete dahil oldum ve bu olumsuz fotoğrafları çekerken hiç mi güzel bir şey yakalayamadın dediğimde hiç ummadığım bir şekilde ilçemizin bir çok güzelliklerini çok farklı bir bakış açısıyla önümüze serdi.

Daha sonra kim olduğunu sorduğumda Milliyet Gazetesinden emekli foto muhabiri rahmetli İlhan Baştan abimiz olduğunu söyledi. O dönemler sağlıklıydı ve ilçeye değişik açılardan baktığını ve pek çok güzelliklerin gün yüzüne çıkarılması gerektiğini belirterek ulusal kaynaklara bunların anlatılması yönünde gayretleri olacağını ve hatta bizlerden de yardım alabileceğini ifade etmişti.

Demem o ki, ilçenin birçok güzelliği varken olumsuzlukları temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gözler önüne semeye gerek yok diye düşünüyorum. Bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için bizlerinde gayret göstermesi gerektiğine inanıyorum.

Başta dedik ye, marka değerlerine sahip çıkmak gerekir. 2018 yılında patent ve coğrafi işareti alınan “Vakfıkebir Ekmeği” gibi bir markamız var ve buna herkesin sahip çıkması lazım. Özelikle bu üründen para kazanan esnafın bunu göz önüne alarak reklam ve diğer yönleriyle bu değeri yükseltmek mecburiyetindeyiz. Yoksa komşu ilçelere bu değeri kaptırırsak ki bunda kendileri de bizler kadar iddialı bu zararın altında hepimiz eziliriz.

Dedik ya 2018 yılında coğrafi işareti alındı. Elbette markamız tescillendi ama o kadar. Belgeyi dosyaya koydu ve dosya da dolaplardaki yerini aldı. E sonra işte dananın kuyruğu burada kopuyor. Bildiğim kadarıyla İngilizlerin bir sözünde “Türk Gibi Başla, fakat Türk Gibi Bitirme” diye bir laf var.

Başladık ve bize yakışmayan şekilde bitirdik.

Belgeyi aldık ya sonra işte burada yapılması gerekenler bir çalıştay ile konuşulmadı. İki kişinin dudağı arasında kaldı ve unutuldu.

Hani diğer il ve ilçelerde bir dizi denetimler yapılarak “Vakfıkebir Ekmeği” ibaresi izinsiz kullandırılmayacaktı.

 Hani ilçeye katkı olacaktı. Hani bir dizi önlemlerle marka değerimiz tavan yapacaktı? Hani nerede “Suyun Üzerine Yazı Yazdık” ve aktı gitti…

Merhum Akif’in bir sözü aklıma geldi “sahipsiz olan vatanın batması haktır, sen sahip olmazsan bu vatan batmayacaktır.” Sen ekmeğine sahip çıkmazsan kim sahip çıkacak?

İşte komşular sahip çıkmaya başladı bile. Biraz sonra vahlanma da bir işe yaramayacak bilesiniz!

Ne kadar ve güzel çaktırmadan başkalarının reklamını yapıyoruz değil mi?  Bir taraftan sahip çıkarken diğer taraftan da eleştirilmek çok vahim bir durum olsa gerek.